Hilekârlık
-
4:98
Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan (oluşan ve) gerçekten müstaz'aflar (aciz ve zaif durumda kalanlar) olup, hiçbir çareye gücü yeterli olmayanlar ve bir çıkış yolu da bulamayanlar başkadır. (Bunlar sorumlu tutulmayacaklardır.)
-
4:99
Umulur ki Allah bunları affeder. (Çünkü) Allah Affedicidir, Bağışlayıcıdır.
-
13:42
Bunlardan önceki (zalim)ler de (mü’minlere) tuzak kurmuşlar (şeytanca hile ve hesaplar yapmışlar)dı. Fakat bütün tuzaklar Allah’ındır. (Allah kâfirlerin oyunlarını boşa çıkaracaktır.) Allah herkesin ne yaptığını ve ne kazandığını çok iyi bilir. Ve pek yakında o kâfirler akıbet yurdunun (dünyada kutlu ve mutlu sonucun ve ahirette ebedi huzurun) kimin olacağını (izzet ve iktidarın kime kalacağını) bilecek (ve görecek)lerdir.
-
16:45
Öyle ise (hâlâ), sinsice ‘kötülüğü örgütleyip düzenleyenler’ (mü’min ve mazlum kimselere çeşitli tuzak sistemler ve şeytanca projeler üretenler), Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden (başlarına bir) azabın gelmeyeceğinden emin midirler?
-
16:47
Veya “(Allah’ın) Onları bir korku ve kuşku üzere (ancak ilim ve feraset ehlinin sezdiği; ahlâki, ailevi, ekonomik, sosyal ve siyasi bir çöküş ve çürüme sürecinde) iken aniden yakalamayacağından (güvende midirler?” Öyle ise hemen tevbe edip Hakka dönmelidirler). Şüphesiz Rabbiniz çok Şefkatlidir, çok Merhametlidir.
-
4:98
اِلَّا الْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ح۪يلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَب۪يلًا
Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan (oluşan ve) gerçekten müstaz'aflar (aciz ve zaif durumda kalanlar) olup, hiçbir çareye gücü yeterli olmayanlar ve bir çıkış yolu da bulamayanlar başkadır. (Bunlar sorumlu tutulmayacaklardır.)
-
4:99
فَاُو۬لٰٓئِكَ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَعْفُوَ عَنْهُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَفُوًّا غَفُورًا
Umulur ki Allah bunları affeder. (Çünkü) Allah Affedicidir, Bağışlayıcıdır.
-
13:42
وَقَدْ مَكَرَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلِلّٰهِ الْمَكْرُ جَم۪يعًاۜ يَعْلَمُ مَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍۜ وَسَيَعْلَمُ الْكُفَّارُ لِمَنْ عُقْبَى الدَّارِ
Bunlardan önceki (zalim)ler de (mü’minlere) tuzak kurmuşlar (şeytanca hile ve hesaplar yapmışlar)dı. Fakat bütün tuzaklar Allah’ındır. (Allah kâfirlerin oyunlarını boşa çıkaracaktır.) Allah herkesin ne yaptığını ve ne kazandığını çok iyi bilir. Ve pek yakında o kâfirler akıbet yurdunun (dünyada kutlu ve mutlu sonucun ve ahirette ebedi huzurun) kimin olacağını (izzet ve iktidarın kime kalacağını) bilecek (ve görecek)lerdir.
-
16:45
اَفَاَمِنَ الَّذ۪ينَ مَكَرُوا السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَخْسِفَ اللّٰهُ بِهِمُ الْاَرْضَ اَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَۙ
Öyle ise (hâlâ), sinsice ‘kötülüğü örgütleyip düzenleyenler’ (mü’min ve mazlum kimselere çeşitli tuzak sistemler ve şeytanca projeler üretenler), Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden (başlarına bir) azabın gelmeyeceğinden emin midirler?
-
16:47
اَوْ يَأْخُذَهُمْ عَلٰى تَخَوُّفٍۜ فَاِنَّ رَبَّكُمْ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ
Veya “(Allah’ın) Onları bir korku ve kuşku üzere (ancak ilim ve feraset ehlinin sezdiği; ahlâki, ailevi, ekonomik, sosyal ve siyasi bir çöküş ve çürüme sürecinde) iken aniden yakalamayacağından (güvende midirler?” Öyle ise hemen tevbe edip Hakka dönmelidirler). Şüphesiz Rabbiniz çok Şefkatlidir, çok Merhametlidir.
-
4:98
اِلَّا الْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ح۪يلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَب۪يلًا
-
4:99
فَاُو۬لٰٓئِكَ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَعْفُوَ عَنْهُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَفُوًّا غَفُورًا
-
13:42
وَقَدْ مَكَرَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلِلّٰهِ الْمَكْرُ جَم۪يعًاۜ يَعْلَمُ مَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍۜ وَسَيَعْلَمُ الْكُفَّارُ لِمَنْ عُقْبَى الدَّارِ
-
16:45
اَفَاَمِنَ الَّذ۪ينَ مَكَرُوا السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَخْسِفَ اللّٰهُ بِهِمُ الْاَرْضَ اَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَۙ
-
16:47
اَوْ يَأْخُذَهُمْ عَلٰى تَخَوُّفٍۜ فَاِنَّ رَبَّكُمْ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ